Nazarlık takmak islam dinine aykırımı ?

Cuma Kas 21, 2008
Etiketler: , ,

Dinimiz, kadına bir bütünün yarısı nazarıyla bakar. Kadın, öyle bir bütünün parçasıdır ki, diğer parçanın işe yaraması için onun mevcudiyeti şarttır.

Sadece hanımlar deÄŸil aslında erkekler de gerçek kıymetlerini ve ÅŸahsiyetlerini İslâm’la bulmuÅŸlardır. Efendimiz, gerçek erkekliÄŸin zorbalık, kabalık ve hoyratlıkta deÄŸil, nefsine hakim olmakta, civanmertlikte ve fazilette olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Dinimizde, kadın aynen erkek gibi sosyal hayatın bir parçası olarak kabul edilir, görüşü alınır ve onunla istiÅŸare yapılır. Bunun pratikte en güzel örneÄŸini de bizzat Fahr-i Kâinat Efendimiz vermiÅŸtir.

O ki önüne gelen bütün mesele ve problemlerin çözümü doÄŸrudan doÄŸruya Cenab-ı Hak tarafından halledilmiÅŸtir. Bununla beraber O, çok defa eÅŸiyle oturur ve bir arkadaÅŸ gibi onunla bazı meselelerin müzakeresini yapardı. Vahiy ile müeyyed olan Allah Resulü’nün (sas) böyle bir ÅŸeye ihtiyacı yoktu; ama O, ümmetine bir ÅŸey öğretmek istiyordu: Kadın, o güne kadar olduÄŸundan çok farklı bir yere oturtulacaktı ve iÅŸte O, bu önemli vazifeyi bilfiil temsil ediyordu.

İşte bir misal.. Hudeybiye anlaÅŸması, Müslümanlara çok ağır gelmiÅŸti. Öyle ki, kimsede yerinden kımıldayacak güç-kuvvet kalmamıştı. Bu arada Allah Resûlü, kendisiyle hacca gelenlere, kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretmiÅŸti. Ancak sahabi, ‘Acaba verilen kararda bir deÄŸiÅŸiklik olur mu?’ diye, meseleyi ağırdan alıyordu. Allah Resûlü, emrini bir kere daha tekrarladı. Fakat, sahabideki ümitli bekleyiÅŸ tavrı deÄŸiÅŸmedi. Bu, asla Allah Resûlü’ne karşı bir muhalefet deÄŸildi; sadece baÅŸka bir alternatifin olup olmadığını öğrenmekti. Zira Kâbe’yi tavaf etmek üzere yola çıkmışlardı.

Belki Hudeybiye anlaÅŸmasındaki kabul edilen ÅŸartlar tatbik edilmez de anlaÅŸmada bir deÄŸiÅŸiklik olabilir’ diye bekliyorlardı. Peygamberimiz, sahabideki bu durumu sezince hemen çadırına girdi. Ve hanımı Ümmü Seleme validemizle istiÅŸare etti. Bu ufku geniÅŸ annemiz de istiÅŸarenin hakkını vermek için fikrini beyan etti ve ÅŸu mealde sözler söyledi: “Ya Resulallah! Emrini bir daha tekrar etme. Belki muhalefet eder ve mahvolurlar. Fakat Sen, kendi kurbanlarını kes ve onlara bir ÅŸey demeden ihramdan çık. Onlar verdiÄŸin emrin kesinliÄŸini anlayınca, Sana itaat edeceklerdir.” Allah Resûlü de böyle düşünüyordu.

Hemen bıçağını eline aldı ve çadırından çıkarak kendine ait kurbanları kesmeye başladı. O daha birkaç kurban kesmişti ki, sahabi de kendi kurbanlarını kesmeye koyuldu. Çünkü artık verilen karardan dönüş olmadığını anlamışlardı. (Buhari, Şurût 15) Dinimiz, kadına, bir bütünün yarısı nazarıyla bakmaktadır. Kadın, öyle bir bütünün parçasıdır ki, diğer parçanın işe yaraması için onun mevcudiyeti şarttır.

Bu parçalardan her birerleri, diÄŸerinin gerçek deÄŸerini bulması bakımından önemli bir esastır. Elverir ki, Rabb’imizin koyduÄŸu ölçülere riayet edilsin ve denge için yaratılan bir ÅŸey dengenin aleyhinde istismar edilmesin… Peygamber Efendimiz (sas), nasıl hareketleriyle kadınlara karşı lütufkâr davranıyordu; sözleriyle de hep bu ÅŸekilde davranmayı teÅŸvik ediyordu. Bir hadislerinde şöyle buyururlar: “Mü’minlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlâkı en güzel olanıdır.

Ahlâkı en güzel olanınız da, kadınlarınıza en güzel davrananınızdır.” (Ebu Davud, Sünnet 15) Hadisleri çoÄŸaltabiliriz. Görülüyor ki, kadınlık O’nun nurlu beyanlarıyla, kendi ÅŸeref ve haysiyetini garanti altına almış, o güne kadar ayaklar altında çiÄŸnenen, hor ve hakir bir varlık olmaktan kurtulmuÅŸtur.

Nazardan nasıl korunabilirim?

Hemen hemen herkesin bildiÄŸi bir tabirdir “göz deÄŸmesi” veya “nazar deÄŸmesi”. Tıbben de kabul edilen bu manevî rahatsızlık, fizikî bir rahatsızlık olmayıp genellikle baÅŸ aÄŸrısı ÅŸeklinde beliren manevî bir durumdur. Peygamber Efendimiz, hadislerde nazar deÄŸmesinin hak ve gerçek olduÄŸunu bildirmiÅŸtir. (Buhari, Tıb, 36) Nazar deÄŸmesinin hak olduÄŸunu söyleyen Efendimiz, baÅŸka bir hadiste de “dokunan her kötü gözden” Allah’a sığınmayı, Hz. İbrahim’in duâlarından biri olarak ümmetine tavsiye etmiÅŸtir. (Buhari, Enbiya, 10) Böyle bir rahatsızlığa çare olarak da Hz. AiÅŸe’den rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz’in göz deÄŸmesine karşı dua okumayı tavsiye etmiÅŸtir.

Manevî bir rahatsızlık olan nazar deÄŸmesinin tedavi ÅŸeklinin de manevî olması kadar doÄŸal bir ÅŸey yoktur. Dua okumak suretiyle, tarihen sabit olduÄŸu üzere olumlu neticeler de alınmıştır. Bu rahatsızlığın tedavisinde daha çok Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs ve Ayetü’lKürsî okunması tavsiye edilmiÅŸ, bundan baÅŸka okunacak me’sûr (Peygamberimiz’den hadis olarak nakledilmiÅŸ) duâların tedâvî için baÅŸvurulacak bir yol olduÄŸu bildirilmiÅŸtir.

Nazarlık takmak doğru mu?

Nazar deÄŸmesinde asıl olan, bizzat rahatsızlığa maruz kalan kiÅŸinin kendisinin okumasıdır. Bu husus da tedavide dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntıdır. Nazar deÄŸmesine karşı halk arasında ‘nazarlık’ denen ÅŸeyler insanların, binaların ve arabaların üzerlerine asılmaktadır.

Efendimiz’in uygulamalarında böyle bir durum görülmediÄŸi gibi, İslâm’ın ruhuna aykırı olan totem benzeri bu tür eÅŸyaların kullanılması son derece yanlıştır. Zaten Peygamberimiz bizzat böylesi aletlerin kullanılmasını yasaklamıştır. (Nesâî, Zînet, 17) Halk arasında çocukların elbiselerine mavi boncuk, nazarlık ve iÄŸde çekirdeklerinin takılması, ev, araba ve binalara at nalı ve çeÅŸitli muskalar asılması hep bu yanlış inançtan kaynaklanan deÄŸiÅŸik uygulamalardır.

Tıbben deÄŸerlendirildiÄŸinde bunların en ufak bir faydası olmadığı gibi, hurafelerin yaygınlaÅŸtırılması hususunda da bu tür âdetlerin büyük sakıncaları vardır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; hangi hastalık olursa olsun gerçek ÅŸifâyı verici olan Allah’tır. İnsanı, nazar deÄŸmesi gibi rahatsızlıklardan koruyacak olan, basit birer maddeden ibaret olan nazarlıklar deÄŸil, ibâdeti her daim kendisine yaptığımız Rabb’imizdir. Dolayısıyla O’na sığınmalı, O’na yalvarmalı, O’na yakarmalı ve ne istiyorsak O’ndan istemeliyiz

Bu yaziya yorum yapin

You must be logged in to post a comment.